Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi
Ergenekon adını ‘ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ’ soruşturmasıyla duyanlar hiçte az değil.
Hem de Yıllarını siyaset ve medya dünyasında geçiren insanlar arşivlere de pek bakmıyorlar.
Oysa internette yaptığınız küçük bir araştırma bile size dünyanın belgesini sunabiliyor. İşte bunlardan bir tanesi. Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Taha KIVANÇ ( Fehmi KORU) 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001’de iki yazmış.
Taha Kıvanç bu iki yazıda İstanbul, 29 Ekim 1999 tarihli, “Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi” adlı belgeden söz etmiş ve ERGENEKON ile ilgili önemli açıklamalarda bulunmuş. Tabii doğal olarak bazı çevrelerden ciddi tepkiler almış
PEKİ KORU’YA EN BÜYÜK TEPKİYİ KİM GÖSTERMİŞ SİZCE ?
Taha Kıvanç’a yani Fehmi Koru’ya en büyük tepki şimdiki soruşturmada tutuklanan sanıkların dergisi Aydınlık grubundan gelmiş.
6 Mayıs 2001 tarih ve 720 sayılı Aydınlık Gazetesinde Hikmet Çiçek …Türkiye ve Türk Ordusu büyük bir tertiple karşı karşıya. CIA, SüperNATO ve MİT şeflerinin işbirliğiyle Orduyu yıpratma kampanyası her alanda sürdürülüyor. Psikolojik savaşta sözde dosyalar ve raporlar imal ediliyor. “Ergenekon” hikayeleri de bu tertibin bir parçası.” diye belgelere tepki göstermiş.
PEKİ BU BELGELERDE NE VAR?
Yine internette yaptığımız küçük bir araştırmada bu dehşet belgeye de ulaşıyoruz. Doğu Perinçek tarafından kaleme alındığı iddia edilen “Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi” belgesi 29 Ekim 1999’da hazırlanmış .
“Ergenekon”un reorganizasyon çalışmalarına katkıda bulunmak için hazırlanan bu belge
4 HAZİRAN 2002’de atin.org internet sitesinde yayınlamış.

İŞTE ERGENEKON’UN ŞOK BELGESİ
“Ergenekon”un reorganizasyon için hazırlandığı bu belgeler çalışmalarına göz atalım
“Bu çalışmanın amacı, (..) Ergenekon’un reorganizasyonuna katkıda bulunabilmektedir.
21. yüzyılda güçlü bir istihbarat örgütünün anahtarı, uluslararası finansal organizasyonları engellemek olacaktır. Dünya para hareketinin dikkatle izlenişi, gerek uluslararası platformda gerekse ülke içinde siyasi ve toplumsal oluşumları çok önceden görerek karşı önlemler alınmasını sağlayabilmenin en etkin çözüm yoludur. (..) Ergenekon, kaçınılmaz bir biçimde çağın ve koşulların gereği olarak ekonomi alanında çok etkin faaliyetler uygulamaya koymak ve para akışını kontrol altına almak zorunluluğu ile karşı karşıyadır.
Türkiye’den pek çok kişi yurtdışına kaynak aktarmaktadır ve bunun önüne geçebilmek mümkün değildir. Ancak, çeşitli ülkelerde bankalara sızdırılacak bilgisayar hırsızları, tespit edilen bu kaynaklar ile Türkiye’den kaynak aktarımı yapan kuruluşların likit aktarımlarını mevcut güçlü bir şirket üzerinden yeniden Türkiye’ye aktarabilir.
Çeşitli ülkelerdeki bankalara sızdırılacak bilgisayar hırsızlarından yararlanılarak likit kaynak aktarımı yoluna gidilmelidir. Bu türden kaynak aktarımları 48 saatte tamamlanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik çabalar, dış odaklı olmaktan çıkıp yerli işbirlikçilerin gönüllü katkılarıyla ülke içinde de yıkıcı güç odaklanma noktasına ulaşmıştır. 1914 yıllarında İstanbul, dış ülkelerin istihbarat ajanlarının cirit attığı, pek çok yandaşlarının olduğu, dileklerini gerçekleştirebildikleri bir dünya kentine dönüşmüştü. Bugün de böyledir. Çünkü savaş sürdürülmektedir. Ve bu savaşın tek amacı vardır: Bölerek/parçalayarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak!
Yabancı güç odaklarının yerli işbirlikçileri devletin her kademesine sızarak TBMM’ne girebilmiş ve hatta siyasi platformda iktidar dönemleri yaşamışlardır.
Türlü özverilerle yurtdışında eğitim görmeleri sağlanan yetişkin insan kaynakları, ne acıdır ki, ülke çıkarları için ‘negatif’ veriler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle devletin en önemli yapı taşları çökmüş ve işlemez hale getirilebilmiştir. Ergenekon bünyesinde yurtdışında eğitim görmüş personel bulundurulmaması zorunluluğu vardır.
Dünya Bankası ve Avrupa Birliği, başka ülkeler tarafından finanse ediliyor, dış istihbarat örgütleriyle ilişkili.
Ergenekon’un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı vardır.
Ergenekon, Türkiye’de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına almalıdır. Bu bir zorunluluktur. Çünkü bu örgütlenmelerin finans kaynakları dış ülkelerdir.
(Medya) Kontrol edemediğimizi doğal işleyişi içinde örtülü biçimde etkileyelim, denetleyelim.
Ergenekon doğrudan kendi örgütüne bağlı holdingler ve bankaları süratle kurup ideolojiye uygun ekonomik/politik denge sağlayabilmelidir.
Kullanacağımız ajanlar merhametsiz olmalı.
Naylon şirketler kurulmalı (..) elde edilen ekonomik girdiler, öz kaynak olarak örgütün kuracağı legal şirketlerde değerlendirilerek aklanmalıdır.
İllegal işler bütün istihbarat örgütlerinin ilgi alanı. Biz neden farklı davranalım?
Türkiye silâh üreten bir ülke durumunda olmadığından, jeo/stratejik açıdan kaçınılmaz olarak ve iradesi dışında zorunlu olarak uyuşturucu satışında köprü durumundadır. Uyuşturucu ticaretini denetim altına almalıdır. Türkiye’nin bir başka şansı da kimyasal silâh üretimi olabilir. Çünkü bu alanda başarılı sonuçlar elde edebilecek insan kaynaklarına sahiptir.
Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mübah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için, geriye kalan tek yol suikasttır.
Suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için siyasi portreler çok ciddi analiz edilmeli, ortak ideallere uygun siyasilerin seçim kampanyaları organize edilerek parlamentoda etkin ve güçlü biçimde yer alabilmeleri sağlanmalı.
Atatürk ilkeleri doğrultusunda, Kemalizm’in tek gerçek olduğuna inanmalı.
İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, SSCB gibi ülkelerin; kendi ideolojileri doğrultusunda, “sivil unsurlardan” sonuna değin yararlanmayı bildiği, emperyalist emelleri adına tüm dünya ülkelerinde her alanda çeşitli faaliyetler sonucunda kültürel, siyasal ve ekonomik çıkarlar elde ettiği.
Günümüzde değişen değil, giderek daha da geliştirilen sivil unsur etkinlikleri ile sürdürülmekte olan bu çalışmalar; sayıları giderek artan “sivil toplum örgütleri”, “insani yardım kuruluşları”, P—2 Mason Locası, Bilderberg Grubu vb. gibi çeşitli gizli ve örtülü adlar altında, dünyanın dört bir yanında ideolojik, siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel çalışmaları örgütsel olarak yürüttüyor.
Toplum, Kemalist ideolojiyi gerçek anlamda özümseyememiş, emperyalist devletlerin ‘sivil unsurlarının’ ve yerli işbirlikçilerinin çabaları sonucunda -buna fırsat bulamamış- kaçınılmaz olarak, yabancı ideolojilerin cazibesine kapılmıştır. Gelişen dünya ülkelerindeki geniş halk kitlelerinin erişebildiği koşulları göz önüne alan Türk toplumu; gerçekte siyasi liderler ve yandaşlarının çıkarları adına hareketlerinden kaynaklanan hatalardan ötürü, Kemalizm’i sorumlu tutarak yargılamaya yönelmiştir. Türk halkı, toplumsal geri kalmışlık, mutsuzluk ve umutsuzluğun kaynağı olarak Kemalizm’i sorumlu tutar hâle gelmiştir. Ve bugün çeşitli ideolojiler doğrultusundan hareketle toplum düşünsel ve inançsal alanlarda parçalara bölünmüş, etnik ayrımcılık dünya platformunda kendisine yer edinebilmiş, toplum “yeni rejim” arayışlarının kaosuna sürüklenmiştir.
Yaşlı insanlar(50 yaş üzeri); tümden güvenini yitirmiş, düş kırıklığı içindedir. Orta kuşak (35—50 yaş arası) olarak ele alınacak nesil için de durum böyledir. Genç kuşak ise (18—30) kendilerinden önceki kuşakların yaşamak ve katlanmak zorunda kaldıkları koşullar ile gelişmiş ülke insanlarının eriştikleri koşullar arasında muhasebe yapmakta ve mevcut rejimin kendilerine bir gelecek sağlayabilecek güç ve dinamiğe sahip olmadığını peşinen görmektedir. Geniş halk kitleleri umutsuzluğun ivmesi ile kaosu yaşamaktadır.
Onca kötü ve adaletsiz eğitime karşın; Türk insanı kendisini içinde bulunduğu koşullara direnç gösterebilecek bir biçimde eğitebilmiştir. Bu nedenle -dış güçlerin onca emperyalist çabalarına karşın- Türkiye Cumhuriyeti’nde geniş halk kitlelerine dayalı sosyal ve siyasal patlamalar bir türlü gerçekleştirilememiştir. Türk toplumu hangi görüş ve inanca sahip olursa olsun, -tarihsel birikim sonucu- bilmektedir ki; ülke ayakta kalamadığında, birey olarak kendisi de var olamayacaktır. Bu nedenle bir yandan varlığının devamını sağlamak, diğer yandan “zulüm rejimi” olarak tanımlar hale geldiği mevcut düzeni değiştirmenin yollarını aramaktadır.
Federal Alman Friedrich Eber Stiftung Vakfı ile Konrad Adenauer Vakfı’nın çalışmalarından yalnızca birkaçına bakılacak olduğunda, “Türk Gençliği 98- Suskun Kitle Büyüteç Altında”, “Avrupa Birliği’nin Akdeniz Politikası ve Türkiye”, “Enformel Sektör ve Sosyal Güvenlik: Sorunlar ve Perspektifler”, “Türkiye’de Sendikacılık Hareketleri” ve “Türk Medya Sektöründe Yoğunlaşma Hareketleri ve Beklenen Etkileri” gibi çeşitli araştırma raporları hazırladıkları görülüyor. “Bu çalışmaların pek çok benzerlerinin Avrupa ve ABD’nin sivil unsurları tarafından gerçekleştiriliyor oluşu; Türk sivil toplum örgütleri içinde etnik, fundamentalist, kültürel, siyasal ve ekonomik faaliyetlerde belirleyen faktör olarak etkin ve yoğun bir biçimde yer alabilmeleri ise; küçümsenecek bir unsur olamaz.
İnsanlarının “köşe dönücülüğe” koşullandırılarak, paraya ve çıkarlara endekslenmiş, tüm manevi değerleri yıpratılarak dejenere edilmiş bireylerden oluşan bir topluma dönüştürülen kitleleri, sivil unsurların etkinlikleri birleştirecek, özüne sarılması gereğini motive edecek, moral ve umut kaynağı olacaktır.
Bu sayede Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütleri, önlerinde ilk kez bir sivil kontra hareketin direncini bulacaktır. Karşılaşacakları bu sivil direnç, etkinliklerini sıfır noktasına çekecektir. Yetişkin ve yetişmekte olan gençlik, özüne uygun platformlarda kendisini ifade edebilecektir. Lobi’nin faaliyetleri, siyasi otorite grupları ile dış kaynaklı, işbirlikçi, sözde sivil toplum örgütlerinin bölücü ve yıkıcı girişimleri etkisiz kılınacaktır. Lobi’nin kontra direnci ile karşılaşan siyasi otorite grupları, doğal olarak Kemalist sivil “Lobi” ile işbirliğine yönelme zorunluluğu duyacaklardır. (Örneğin: benzer dış güç odakları arasında yer alan Mason locası ve Bilderberg grubu ile iş birlikçiliğe yönelinmesi gibi) Aksi halde halkla bütünleşmeleri mümkün olmayacaktır. Mevcut Medya yapılanması ise; Kemalist sivil “Lobi”nin faaliyetleri karşısında, çıkarlar adına, halkı siyasi otorite gruplarına yönlendirmeyi ve bütünleştirmeyi başaramayacaklardır.
(Lobi’nin amacı) Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik/fundamentalist/siyasal/ekonomik faktörlerinden yararlanarak; bölerek yıkmayı, başarılamaz ise de çıkarlara yönelik yönlendirmelerle bir anlamda yönetebilmek hedef alınmıştır.
İlk adımlarının kültürel ilişkiler düzeyinde atıldığı söz konusu kuruluşların bugün ulaştığı nokta, mevcut rejimi tümüyle kontrol altına alma aşamasına eriştiği gibi; ülkenin bölünmenin eşiğine getirilebilmiş olmasıyla da ne denli büyük sakıncalar yaratılabileceklerinin son 15 yılda yaşanılan olaylar ile ortaya çıkmıştır.
Her birinin ardında görünen sözde vakıf kuruluşlarının finanse ettiği söz konusu sivil toplum örgütleri, bilindiği üzere, gerçekte ait oldukları ülkelerin hazine kasalarından karşılanan milyarlarca dolarla finanse edilmektedirler. Atacakları her adım ise; yine ait oldukları ülkelerin gizli istihbarat örgütlerinin son derece deneyimli araştırmacı teorisyenlerince planlanmaktadır. Türkiye’de faaliyet göstermekte olan yabancı sivil toplum örgütleri, kültürel, ekonomik, bilimsel ve siyasal olmak üzere her alanda her türden argümandan yararlanmaktadır. Yabancı sivil toplum örgütleri, Türk halkının demokratik haklarını kullanabilmek amacıyla kurdukları, sözde sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, medya ve benzer faaliyetlerini de finanse ederek, kendilerine yerli işbirlikçiler oluşturmaktadırlar.
Siyasi otorite grupları, salt oy kaygısı ile -tarihsel süreç içinde- “tarikat liderleri” ile işbirliğine yönelmişlerdir. Cumhuriyet yasalarıyla men edilmiş olmasına karşın; dergâhların faaliyetlerine göz yummuşlardır. Çıkara dayalı bu sorumsuz tutum sonucunda ise; rejim karşıtı fundamentalist görüş iktidar olabilmiştir. Bu iktidara son veren koşulların oluşturulabilmesi için, büyük ve olağanüstü bir karşı çaba gereği doğmuş ve sonucunda dış ülke otoriteleri ile yerli işbirlikçilerinin tarih önünde “sivil darbe tezgâhı”, “Türk Silahlı Kuvvetleri dayatması” olarak tanımlama cüretini gösterebildikleri 28 Şubat süreci yaşanmıştır.
Siyasi otorite gruplarının çıkarları adına MAFYA grupları oluşturduğu ve bu yolla pek çok devlet ihalesi, bankalar, stratejik öneme sahip enerji üretim tesislerinin yanı sıra; çeşitli üretim birimlerini adeta “ele geçirme” operasyonları sonrasında yandaş kartellerin eline geçtiği, uyuşturucu, silah ve kumarın, her dönemde ve her grup tarafından finans kaynağı olarak kullanıldığı…
Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren ve biçimlendiren medya organları, ülke çıkarlarını hiçe sayarak, salt kendi çıkarlarına uygun hareket eden mekanizmalar haline getirilmiştir. Direnenlerin ise; önüne çeşitli setler çekilerek ayakta kalıp varlıklarını sürdürmeleri olanaksız kılınmıştır. Türkiye’de 1995 yılından 1999 yılına değin oldukça kısa bir süreçte, küçük ama bağımsız tek bir yayınevi kalmamıştır. Çünkü medya kartelleri ile banka sektörü kitap yayıncılığına -üstelik kâr oranı çok düşük olmasına karşın- yönelmiş, her türlü düşünce üretimine bu yolla çok kolayca, zahmetsizce ve topluma hissettirilmeksizin sözde kültür hizmeti gerçekleştirilerek son verilmiştir.
1950—1960 doğumluların ardından gelen kuşaklar arasında varlığından söz edilebilecek tek bir yazar yetişmemiş olması, faaliyetlerin ne denli sindirici, yok edici ve zararlı olduğunun en belirgin kanıtı.
Türk sivil toplum örgütlerinin finans kaynaklarının, yabancı ortaklı karteller ve dış ülkelerin vakıf veya sivil toplum kuruluşları, derneklerden başlayarak vakıf ve sivil hareket örgütleniş biçimlerinin her aşamasında ülke dışı kaynaklarca finanse edildiği.
Programlanan kamu örgütlenişinin, ulusal çıkarlara uygun olmasının beklenemez. “Lobi”nin göstereceği faaliyetler ile yukarıda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabileceği ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirebileceği, kontra senaryolar üretilip, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyulacağı, kamuoyunun Kemalist ideolojiye ve ulusal çıkarlara uygun sivil hareketi sahiplenerek katılım sağlanabilecektir.
Lobi, geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalarında özellikle gençlerin Kemalist ideoloji ve ülke çıkarları doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarlamaktadır. Dış ülke istihbarat örgütlerinin uzantıları olan kuruluşların, finans ve kontrolünde etkinlikler sergileyen, mevcut sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara aykırı faaliyetlerini sağlıklı biçimde belirleyerek bu faaliyetlerin kamuoyunu etkilemesinin önüne geçilmesini sağlamak için; gerekli önlemleri alıp kontra teori ve senaryolar üreterek uygulama alanları yaratılması ve yaşama geçirilmesini sağlayacaktır. Bir merkezde toplanacak olan bilgiler ışığında analiz ve değerlendirme yapacak, teori ve senaryolar üreterek, iletişim ve propaganda yoluyla ulusal çıkarlara aykırılıklar karşısında sivil direnç odakları oluşturacaktır.
Lobi yapılanması ve tüm faaliyetleri mevcut hukuk platformu ile çerçevelenecektir. Örgütlenme, yapılanma ve faaliyetlerinde legal sınırlar içinde kalarak böylece temiz toplumun özlemi içindeki kamuoyunun, özlemini duyduğu, kendi yapısına uygun sivil toplum örgütlerine kavuşmuş olunacaktır.
Lobi’nin her girişimi, kendi içinde oluşacak hukuk birimi tarafından yasal koşullara uyumlu hale getirilecektir.
Lobi’nin Kemalist ideolojiye bağlılığı ve bağımsızlığı, kendi içinde uygulamaya koyacağı ticari faaliyetler ile sağlanacak. Lobi, çeşitli alanlarda kuracağı ticari şirketlerin faaliyetleriyle giderlerini karşılayacak, projelerini uygulama olanağına kavuşacak ve mevcut rejim karşıtı yapılanmaların oluşturduğu ekonomik güçlerin faaliyet gösterdikleri alanlarda rekabete yönelerek, ülke ekonomisinin rejim karşıtı güçlerin denetim ve kontrolüne geçirilmesi çabalarına engel olacaktır.
Lobi, tasarım, girişim ve uygulamalarında toplumun temiz toplum özlemi arayışına örnek sivil toplum örgütlenmelerinin oluşturulmasında önderlik edecek. Girişimlerinin mevcut anayasal düzenin kurallarına uygunluğu ilkesi ön planda tutulacak. Sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara uygun tepkisel eylemlerde bulunması sağlayacak ve kitlesel tepkiler organize edilerek kontrolde tutulması sağlanacaktır. İşlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalarının, sivil toplum örgütlerinden etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikaların tepkisel ve kitlesel eylemlerinin endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacaktır.
Lobi, prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içinde yer almamaya titizlikle riayet edecek, oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalmaya çalışacaktır.
Aynı şekilde ticari ve kültürel faaliyetlerde de doğrudan doğruya girişim ve etkinlikler içinde yer almayıp, tüm faaliyet alanlarında organizasyon çatısı altında oluşturduğu kuruluş ve örgütleri amaçları doğrultusunda harekete geçiren bir mekanizma olarak kalmaya özen gösterecektir.
Bu nedenle amaçlanan girişimlerin uygulanabilmesi ve sonuca ulaşılabilmesi için, ekonomik faaliyetler ön planda tutulmalıdır. Lobinin amaçlarından saptırılmaması için, ekonomik olarak güçlü olabilmesi esastır. Faaliyete geçirilmesi planlanan Lobi, öncelikle ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmalı, ardından kuracağı vakıf ile de ekonomik gücünü artırma çalışmalarına yönelmelidir. Bilginin para kaynağına dönüşebilirliği gözden kaçırılmamalı, mevcut istihbarat birikimlerinden ekonomik güç elde edebilmek için yararlanılmalıdır.
Mevcut pek çok sivil toplum örgütü ile çeşitli alanlarda faaliyet gösteren pek çok vakıf bulunmakta. Bunların finans kaynakları ve amaçlarını saptayıp kontra faaliyetler ile önlerinde güçlü dirençler oluşturmak gerekiyor. Mevcut sendikaların yönetim kadrolarının ilişkiler ağı yeniden gözden geçirilerek, siyasi ve ekonomik güç odaklarıyla ilintileri ele alınacak, tabanları bu ilişkiler hakkında bilgilendirilerek, işçi kitleleri üzerindeki etkinlikleri kırılıp güçleri zayıflatılacaktır.
Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çok uluslu şirketler ile ortakları olan güçlü holdinglerin faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Bu türden holdinglerin faaliyet ve planlamaları hakkında istihbarat sağlanmalı, engelleyici kontra önlemler üretilmeli ve uygulamaya konulmalıdır. Gereğinde bu holdinglerin ihtiyaçlarına cevap verecek ticari şirketler kurularak, müşterek ilişkiler geliştirilmeli ve işbirliği içinde olunmalıdır. İnsan kaynaklarına dayalı ticari bir danışmanlık ve hizmet şirketi kurularak, güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanabilmelidir. Yine aynı amaçla bir güvenlik şirketi kurularak, işadamlarının güvenliği sağlanabilmeli ve böylece her alanda kadrolaşma gerçekleştirilebilmelidir. Mafya grupları tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim ve kontrol altına alınmaları sağlanmalıdır. Lobi, çalışmalarında medya kuruluşları ile doğrudan temasta bulunmamaya azami özen göstermelidir. Daha çok organizasyonun şemsiyesi altında yer alacak sivil toplum örgütleri ile vakıfların faaliyetleri doğrultusunda bağlantı kurdurulması sağlanmalıdır.
Lobi’nin prensip olarak hiçbir girişim ve eylemin içinde yer almaması ve tümüyle yasal düzenleme içinde hareket etmesi, toplumsal prensiplere saygılı olması, örnek bir sivil toplum kuruluşu olarak, siyasetten tümüyle uzak bir yapı olarak faaliyet göstermesi gereklidir.
Geleceğin dünyasında “sanal ortam” büyük önem ifade edecek olmakla birlikte, katı gerçekler belirleyici ve sonuçlandırıcı unsurlar olmaya devam edecektir. Ergenekon’un Lobi adını verdiğimiz örgütsel organizasyonun faaliyetlerine önümüzdeki zaman dilimi içinde çok daha fazla gereksinimi olacağı görüşünde haddimizin sınırlarını zorlayan ısrarcılıktaki ifade ve işaretlerimizin amacı, konunun öneminden kaynaklanmaktadır.
Emir ve tensiplerinize…
ORGANİZASYON PLANI
9 departmandan oluşan Lobi’nin organizasyon planı, aşağıdaki birimlerden oluşmaktadır:
Departmanlar, Ergenekon tarafından örgütün merkez üyeliğine atanmış güvenilir yöneticiye doğrudan bağlı olarak yönetilecek. Beş sivil yönetici personelin Ergenekon ile teması ise; atanmış ve güvenilir iki sivil personel ile sağlanacaktır. Departman başkanları merkezdeki beş yönetici tarafından seçilecek ve yönlendirilecektir.
1. MERKEZ
Lobi’nin merkezden görev alması için, Ergenekon tarafından atanmış güvenilir beş sivil yönetici bulunacaktır. Yönetici personelin görevi elde edilen veriler ışığında organizasyonu gizlilik prensiplerine sadık kalarak sağlıklı biçimde yönetmek olduğu kadar, her alanda gelişim ve tekniğini de artırmaktadır. Bunun yanısıra, birimlerin oluşturulması ve birimlerin sağlıklı, düzenli ve etkin biçimde işleyişini sağlamaktır.
2. ARAŞTIRMA VE BİLGİ TOPLAMA
Araştırma ve Bilgi Toplama Departmanı, merkez üyelerince seçilmiş bir başkan ve on kişilik bir yardımcı kadrodan oluşmaktadır. Lobi’nin amaçları doğrultusunda istihbarat verileri toplamak, arşivlemek ve merkeze sunmaktır.
3. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME
Analiz ve Değerlendirme Departmanı, bir başkan ve beş kişilik yardımcı bir kadrodan oluşmaktadır. Elde edilen istihbarat verilerinin analiz raporlarının hazırlanması çalışmalarını yürütmekle sorumludur.
4. FİNANS VE TİCARET
Finans ve Ticaret Departmanı, bir başkan ve altı kişilik yardımcı personelden oluşmaktadır. Ticari koşulları yakından izlemek, ticari faaliyet ve yardım alanlarının belirlenmesi çalışmalarının yürütülmesinden sorumludur. Ayrıca, ülkenin içinde bulunduğu ticari ve ekonomik koşulların belirlenmesi çalışmalarını yürütür. Bu birimin başkanı örgütün ticari şirketlerinin kuruluş, organizasyon ve denetimini kontrol eder.
5. KÜLTÜR VE BİLİM
Kültür ve Bilim Departmanı, bir başkan ve altı yardımcı personelden oluşmaktadır. Bilimsel ve kültürel gelişmeleri yakından izlemek ve yararlanılabilecek alanların tespiti çalışmalarını gerçekleştirir. Kültürel ve bilimsel faaliyetlerde bulunarak kamuoyunu ulusal çıkarlar doğrultusunda aydınlatıp yönlendirme çalışmalarını yürütür. Ülke çıkarlarına aykırı kültürel faaliyetleri tespit eder ve karşı argüman üreterek kamuoyunu ve sivil toplum kuruluşlarını karşı bilinçlendirme ile gereğinde karşı eylemlere yöneltir.
6. TEORİ VE SENARYO
Teori ve Senaryo Departmanı, bir başkan ve beş senaristten oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, ihtiyaç duyulması halinde elde edilen analiz raporlarından yararlanarak kontra teori ve senaryolar üretmektir. Ulusal çıkarlara aykırı teori ve senaryoların çürütülmesinde belirleyici rol oynar. Uygulamaya konulması düşünülen senaryoların sağlıklı sonuçlara ulaşmasını sağlamak amacı ile, karşılaşılacak kontra senaryoları belirleyerek önlem alınmasını sağlar. Kültürel, bilimsel senaryo kurguları ile kamuoyunun ajite edilmesinin önüne geçecek argümanlar üretir. Medya kuruluşlarını yönlendirme çalışmalarına katkıda bulunur.
7. İLETİŞİM VE PROPAGANDA
İletişim ve Propaganda Departmanı bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Bu departmanın görevi amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmaktır. Ayrıca, faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürütür. Bunların yanısıra organizasyonun ilişki kurmayı tasarladığı kişi, kurum ve kuruluşlar üzerinde etkileme çalışmaları gerçekleştirerek, sağlıklı ilişkiler kurulabilmesinin alt yapısını hazırlar.
8. HUKUK
Hukuk Departmanı, bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Organizasyonun girişim ve faaaliyetlerinin mevcut yasaların hukuksal temeline dayandırılabilmesi çalışmalarını yürütür. Bu departmanda yer alacak personel hukukçulardan oluşur. Organizasyonun hukuk işlerini üstlenecek olan bu departman, hukuksal kurallardan azami ölçüde yararlanılması çalışmalarını yürütür
9. ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Uluslararası İlişkiler Departmanı, bir başkan ve altı yardımcısından oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, organizasyonun uluslararası alanlardaki faaliyetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Türkiye’de faaliyet göstermekte olan uluslararası kuruluşların çalışmalarını analiz etmek, bu kuruluşlar ile yakın ilişki kurulmasını sağlamak ve dış güç odakları olan bu kuruluşların amaçlarının belirlenmesini sağlamaktır.
KADRO
Organizasyonunda yalnızca sivillerin yer alacağı bu örgütlenme, köprü eleman ile Ergenekon’a bağlı olarak faaliyet gösterir. Organizasyonun merkezinde görev alacak beş sivil personel ile köprü personel görevini üstlenecek iki sivil, Ergenekon tarafından belirlenerek atanır. Birim başkanları ile örgütün kuracağı vakıf ve ticari şirketlerin yöneticileri ve sahipleri ise; merkezde yer alan yönetim personeli tarafından seçilir. Böylelikle gizlilik esasının korunması sağlanmalıdır.
ELEMAN PROFİLİ
Lobi örgütlenmesi içinde yer alacak elemanların çağa ayak uydurabilecek donanım, bilgi ve deneyime sahip olması esası aranacağı gibi, gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmaz. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilir. Çünkü bu tür kişiler sistemin boşluklarını, mekanizmanın işleyişini, oyunun kurallarını ve zaaflarını çok daha iyi bilmektedirler.
BİRİM BAŞKANLARI
Örgütlenme içinde departmanların işlev ve amaçlarına uygun yapıya sahip, konusunda deneyim sahibi kişiler tercih edilir. Birim başkanları Lobi faaliyetlerini tümü ile serbest girişimcilik sınırları içinde kaldığı konusunda kuşkuya kapılmayacak şekilde yönlendirilir. Ortak amaçlar, fikir birliği ve inançlar doğrultusunda çalıştırılır. İşbirliğinde organizasyonun kuruluş ve faaliyet amacı olarak esas; kâr ve topluma yarar sağlanması vardır
KÖPRÜSEL PERSONEL
Ergenekon tarafından atanan iki sivil, mutlaka başka kuruluşlarda görevli olanlar arasından seçilir. Böylece gizliliğin sağlanması kurunmuş olacaktır. Bu kişilerin yeterli bilgi ve deneyim sahibi olmalarından sonra, organizasyonun merkez yönetiminde yer almaları sağlanır ve organizasyonun merkez başkanı bu kişiler arasından seçilir.
FİNANS
Lobi’nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanır. Ancak, ilke olarak organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilir ve örgütün kendisine finans kaynakları oluşturulması sağlanır.
TİCARİ ŞİRKET FAALİYETLERİ
Organizasyon, kısa süre içinde belirleyeceği alanlarda ardışık olarak ticari şirketler kurup yönetmeyi ve giderek artan finanse kaynaklarına sahip olabilmeyi amaçlıyor. Bu gelişmenin süratle sağlanabilmesi için, ticaret hukuku içinde yararlanılabilecek pek çok argüman mevcuttur. Başlangıçta kurdurulacak şirketlerin sürekliliği değil, finanse sağlanması dikkate alınarak hareket edilir. Kalıcı ve alanında etkin güç olarak geliştirilecek şirket kuruluşları organizasyonlarına yeterli finanse kaynağına ulaştırılmasının ardından yatırım gerçekleştirilir. Bu yatırımlar sonucunda giderek organizasyona ait holdingler oluşturularak, uluslararası ticari faaliyet girişimlerine geçilir. Lobi’ye göre Finans dünyasında yer alarak, ekonominin kontrol edilebilir düzeye erişmesi ise; holdinglerin faaliyetleri sonucu hedefe ulaşılmasını sağlayacaktır.
VAKIF FAALİYETLERİ
Organizasyonun mutlaka birkaç vakıf oluşturması gereği vardır. Böylelikle gücü ve etkinliği artırabileceği gibi organizasyon şemsiyesi altında kurumlar oluşturur. Oluşturulan bu kurumlar aracılığı ile uluslararası ilişkiler kurulur ve her alanda çeşitli yararlar elde edilme amaçlanır. Organizasyon amaçlarını en sağlıklı şekilde perdeleyecek olan kurumlar vakıflar olabilir.
Lobi, fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulan çeşitli vakıfların yurt içi ve yurt dışında halktan para toplayarak güçlenmesinin önüne geçilebilmesi için de aynı kulvarda kurulacak naylon bir vakıfla önlenebilmesi mümkün görmektedir.”
EDİTÖRÜN NOTU: Bu bir google’dan araştırma haberidir. İddianame görülmeden yapılmıştır. Kendilerine haber sızmadığını iddia edenlere duyurulur. Yani isterseniz her şeyi internet arşivlerinde bulabilirsiniz…
SAMANYOLUHABER.COMHem de Yıllarını siyaset ve medya dünyasında geçiren insanlar arşivlere de pek bakmıyorlar.
Oysa internette yaptığınız küçük bir araştırma bile size dünyanın
belgesini sunabiliyor. İşte bunlardan bir tanesi. Yeni Şafak Gazetesi
Yazarı Taha KIVANÇ ( Fehmi KORU) 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001’de iki
yazmış.
Taha Kıvanç bu iki yazıda İstanbul, 29 Ekim 1999 tarihli, “Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi” adlı
belgeden söz etmiş ve ERGENEKON ile ilgili önemli açıklamalarda
bulunmuş. Tabii doğal olarak bazı çevrelerden ciddi tepkiler almış
PEKİ KORU’YA EN BÜYÜK TEPKİYİ KİM GÖSTERMİŞ SİZCE ?
Taha Kıvanç’a yani Fehmi Koru’ya en büyük tepki şimdiki soruşturmada tutuklanan sanıkların dergisi Aydınlık grubundan gelmiş.
6 Mayıs 2001 tarih ve 720 sayılı Aydınlık Gazetesinde Hikmet Çiçek
…Türkiye ve Türk Ordusu büyük bir tertiple karşı karşıya. CIA,
SüperNATO ve MİT şeflerinin işbirliğiyle Orduyu yıpratma kampanyası her
alanda sürdürülüyor. Psikolojik savaşta sözde dosyalar ve raporlar imal
ediliyor. “Ergenekon” hikayeleri de bu tertibin bir parçası.” diye
belgelere tepki göstermiş.
PEKİ BU BELGELERDE NE VAR?
Yine internette yaptığımız küçük bir araştırmada bu dehşet belgeye de
ulaşıyoruz. Doğu Perinçek tarafından kaleme alındığı iddia edilen
“Ergenekon: Analiz- Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi”
belgesi 29 Ekim 1999’da hazırlanmış .
“Ergenekon”un reorganizasyon çalışmalarına katkıda bulunmak için hazırlanan bu belge
4 HAZİRAN 2002’de atin.org internet sitesinde yayınlamış.

İŞTE ERGENEKON’UN ŞOK BELGESİ
“Ergenekon”un reorganizasyon için hazırlandığı bu belgeler çalışmalarına göz atalım
“Bu çalışmanın amacı, (..) Ergenekon’un reorganizasyonuna katkıda bulunabilmektedir.
21. yüzyılda güçlü bir istihbarat örgütünün anahtarı, uluslararası
finansal organizasyonları engellemek olacaktır. Dünya para hareketinin
dikkatle izlenişi, gerek uluslararası platformda gerekse ülke içinde
siyasi ve toplumsal oluşumları çok önceden görerek karşı önlemler
alınmasını sağlayabilmenin en etkin çözüm yoludur. (..) Ergenekon,
kaçınılmaz bir biçimde çağın ve koşulların gereği olarak ekonomi
alanında çok etkin faaliyetler uygulamaya koymak ve para akışını
kontrol altına almak zorunluluğu ile karşı karşıyadır.
Türkiye’den pek çok kişi yurtdışına kaynak aktarmaktadır ve bunun önüne
geçebilmek mümkün değildir. Ancak, çeşitli ülkelerde bankalara
sızdırılacak bilgisayar hırsızları, tespit edilen bu kaynaklar ile
Türkiye’den kaynak aktarımı yapan kuruluşların likit aktarımlarını
mevcut güçlü bir şirket üzerinden yeniden Türkiye’ye aktarabilir.
Çeşitli ülkelerdeki bankalara sızdırılacak bilgisayar hırsızlarından
yararlanılarak likit kaynak aktarımı yoluna gidilmelidir. Bu türden
kaynak aktarımları 48 saatte tamamlanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik
çabalar, dış odaklı olmaktan çıkıp yerli işbirlikçilerin gönüllü
katkılarıyla ülke içinde de yıkıcı güç odaklanma noktasına ulaşmıştır.
1914 yıllarında İstanbul, dış ülkelerin istihbarat ajanlarının cirit
attığı, pek çok yandaşlarının olduğu, dileklerini
gerçekleştirebildikleri bir dünya kentine dönüşmüştü. Bugün de
böyledir. Çünkü savaş sürdürülmektedir. Ve bu savaşın tek amacı vardır:
Bölerek/parçalayarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak!
Yabancı güç odaklarının yerli işbirlikçileri devletin her kademesine
sızarak TBMM’ne girebilmiş ve hatta siyasi platformda iktidar dönemleri
yaşamışlardır.
Türlü özverilerle yurtdışında eğitim görmeleri sağlanan yetişkin insan
kaynakları, ne acıdır ki, ülke çıkarları için ‘negatif’ veriler olarak
karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle devletin en önemli yapı taşları
çökmüş ve işlemez hale getirilebilmiştir. Ergenekon bünyesinde
yurtdışında eğitim görmüş personel bulundurulmaması zorunluluğu vardır.
Dünya Bankası ve Avrupa Birliği, başka ülkeler tarafından finanse ediliyor, dış istihbarat örgütleriyle ilişkili.
Ergenekon’un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı vardır.
Ergenekon, Türkiye’de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini
kontrol altına almalıdır. Bu bir zorunluluktur. Çünkü bu
örgütlenmelerin finans kaynakları dış ülkelerdir.
(Medya) Kontrol edemediğimizi doğal işleyişi içinde örtülü biçimde etkileyelim, denetleyelim.
Ergenekon doğrudan kendi örgütüne bağlı holdingler ve bankaları süratle
kurup ideolojiye uygun ekonomik/politik denge sağlayabilmelidir.
Kullanacağımız ajanlar merhametsiz olmalı.
Naylon şirketler kurulmalı (..) elde edilen ekonomik girdiler, öz
kaynak olarak örgütün kuracağı legal şirketlerde değerlendirilerek
aklanmalıdır.
İllegal işler bütün istihbarat örgütlerinin ilgi alanı. Biz neden farklı davranalım?
Türkiye silâh üreten bir ülke durumunda olmadığından, jeo/stratejik
açıdan kaçınılmaz olarak ve iradesi dışında zorunlu olarak uyuşturucu
satışında köprü durumundadır. Uyuşturucu ticaretini denetim altına
almalıdır. Türkiye’nin bir başka şansı da kimyasal silâh üretimi
olabilir. Çünkü bu alanda başarılı sonuçlar elde edebilecek insan
kaynaklarına sahiptir.
Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına
her şeyi mübah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için, geriye
kalan tek yol suikasttır.
Suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için siyasi portreler çok
ciddi analiz edilmeli, ortak ideallere uygun siyasilerin seçim
kampanyaları organize edilerek parlamentoda etkin ve güçlü biçimde yer
alabilmeleri sağlanmalı.
Atatürk ilkeleri doğrultusunda, Kemalizm’in tek gerçek olduğuna inanmalı.
İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, SSCB gibi
ülkelerin; kendi ideolojileri doğrultusunda, “sivil unsurlardan” sonuna
değin yararlanmayı bildiği, emperyalist emelleri adına tüm dünya
ülkelerinde her alanda çeşitli faaliyetler sonucunda kültürel, siyasal
ve ekonomik çıkarlar elde ettiği.
Günümüzde değişen değil, giderek daha da geliştirilen sivil unsur
etkinlikleri ile sürdürülmekte olan bu çalışmalar; sayıları giderek
artan “sivil toplum örgütleri”, “insani yardım kuruluşları”, P—2 Mason
Locası, Bilderberg Grubu vb. gibi çeşitli gizli ve örtülü adlar
altında, dünyanın dört bir yanında ideolojik, siyasal, ekonomik,
kültürel ve bilimsel çalışmaları örgütsel olarak yürüttüyor.
Toplum, Kemalist ideolojiyi gerçek anlamda özümseyememiş, emperyalist
devletlerin ‘sivil unsurlarının’ ve yerli işbirlikçilerinin çabaları
sonucunda -buna fırsat bulamamış- kaçınılmaz olarak, yabancı
ideolojilerin cazibesine kapılmıştır. Gelişen dünya ülkelerindeki geniş
halk kitlelerinin erişebildiği koşulları göz önüne alan Türk toplumu;
gerçekte siyasi liderler ve yandaşlarının çıkarları adına
hareketlerinden kaynaklanan hatalardan ötürü, Kemalizm’i sorumlu
tutarak yargılamaya yönelmiştir. Türk halkı, toplumsal geri kalmışlık,
mutsuzluk ve umutsuzluğun kaynağı olarak Kemalizm’i sorumlu tutar hâle
gelmiştir. Ve bugün çeşitli ideolojiler doğrultusundan hareketle toplum
düşünsel ve inançsal alanlarda parçalara bölünmüş, etnik ayrımcılık
dünya platformunda kendisine yer edinebilmiş, toplum “yeni rejim”
arayışlarının kaosuna sürüklenmiştir.
Yaşlı insanlar(50 yaş üzeri); tümden güvenini yitirmiş, düş kırıklığı
içindedir. Orta kuşak (35—50 yaş arası) olarak ele alınacak nesil için
de durum böyledir. Genç kuşak ise (18—30) kendilerinden önceki
kuşakların yaşamak ve katlanmak zorunda kaldıkları koşullar ile
gelişmiş ülke insanlarının eriştikleri koşullar arasında muhasebe
yapmakta ve mevcut rejimin kendilerine bir gelecek sağlayabilecek güç
ve dinamiğe sahip olmadığını peşinen görmektedir. Geniş halk kitleleri
umutsuzluğun ivmesi ile kaosu yaşamaktadır.
Onca kötü ve adaletsiz eğitime karşın; Türk insanı kendisini içinde
bulunduğu koşullara direnç gösterebilecek bir biçimde eğitebilmiştir.
Bu nedenle -dış güçlerin onca emperyalist çabalarına karşın- Türkiye
Cumhuriyeti’nde geniş halk kitlelerine dayalı sosyal ve siyasal
patlamalar bir türlü gerçekleştirilememiştir. Türk toplumu hangi görüş
ve inanca sahip olursa olsun, -tarihsel birikim sonucu- bilmektedir ki;
ülke ayakta kalamadığında, birey olarak kendisi de var olamayacaktır.
Bu nedenle bir yandan varlığının devamını sağlamak, diğer yandan “zulüm
rejimi” olarak tanımlar hale geldiği mevcut düzeni değiştirmenin
yollarını aramaktadır.
Federal Alman Friedrich Eber Stiftung Vakfı ile Konrad Adenauer
Vakfı’nın çalışmalarından yalnızca birkaçına bakılacak olduğunda, “Türk
Gençliği 98- Suskun Kitle Büyüteç Altında”, “Avrupa Birliği’nin Akdeniz
Politikası ve Türkiye”, “Enformel Sektör ve Sosyal Güvenlik: Sorunlar
ve Perspektifler”, “Türkiye’de Sendikacılık Hareketleri” ve “Türk Medya
Sektöründe Yoğunlaşma Hareketleri ve Beklenen Etkileri” gibi çeşitli
araştırma raporları hazırladıkları görülüyor. “Bu çalışmaların pek çok
benzerlerinin Avrupa ve ABD’nin sivil unsurları tarafından
gerçekleştiriliyor oluşu; Türk sivil toplum örgütleri içinde etnik,
fundamentalist, kültürel, siyasal ve ekonomik faaliyetlerde belirleyen
faktör olarak etkin ve yoğun bir biçimde yer alabilmeleri ise;
küçümsenecek bir unsur olamaz.
İnsanlarının “köşe dönücülüğe” koşullandırılarak, paraya ve çıkarlara
endekslenmiş, tüm manevi değerleri yıpratılarak dejenere edilmiş
bireylerden oluşan bir topluma dönüştürülen kitleleri, sivil unsurların
etkinlikleri birleştirecek, özüne sarılması gereğini motive edecek,
moral ve umut kaynağı olacaktır.
Bu sayede Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütleri,
önlerinde ilk kez bir sivil kontra hareketin direncini bulacaktır.
Karşılaşacakları bu sivil direnç, etkinliklerini sıfır noktasına
çekecektir. Yetişkin ve yetişmekte olan gençlik, özüne uygun
platformlarda kendisini ifade edebilecektir. Lobi’nin faaliyetleri,
siyasi otorite grupları ile dış kaynaklı, işbirlikçi, sözde sivil
toplum örgütlerinin bölücü ve yıkıcı girişimleri etkisiz kılınacaktır.
Lobi’nin kontra direnci ile karşılaşan siyasi otorite grupları, doğal
olarak Kemalist sivil “Lobi” ile işbirliğine yönelme zorunluluğu
duyacaklardır. (Örneğin: benzer dış güç odakları arasında yer alan
Mason locası ve Bilderberg grubu ile iş birlikçiliğe yönelinmesi gibi)
Aksi halde halkla bütünleşmeleri mümkün olmayacaktır. Mevcut Medya
yapılanması ise; Kemalist sivil “Lobi”nin faaliyetleri karşısında,
çıkarlar adına, halkı siyasi otorite gruplarına yönlendirmeyi ve
bütünleştirmeyi başaramayacaklardır.
(Lobi’nin amacı) Türkiye Cumhuriyeti’ni
etnik/fundamentalist/siyasal/ekonomik faktörlerinden yararlanarak;
bölerek yıkmayı, başarılamaz ise de çıkarlara yönelik yönlendirmelerle
bir anlamda yönetebilmek hedef alınmıştır.
İlk adımlarının kültürel ilişkiler düzeyinde atıldığı söz konusu
kuruluşların bugün ulaştığı nokta, mevcut rejimi tümüyle kontrol altına
alma aşamasına eriştiği gibi; ülkenin bölünmenin eşiğine getirilebilmiş
olmasıyla da ne denli büyük sakıncalar yaratılabileceklerinin son 15
yılda yaşanılan olaylar ile ortaya çıkmıştır.
Her birinin ardında görünen sözde vakıf kuruluşlarının finanse ettiği
söz konusu sivil toplum örgütleri, bilindiği üzere, gerçekte ait
oldukları ülkelerin hazine kasalarından karşılanan milyarlarca dolarla
finanse edilmektedirler. Atacakları her adım ise; yine ait oldukları
ülkelerin gizli istihbarat örgütlerinin son derece deneyimli
araştırmacı teorisyenlerince planlanmaktadır. Türkiye’de faaliyet
göstermekte olan yabancı sivil toplum örgütleri, kültürel, ekonomik,
bilimsel ve siyasal olmak üzere her alanda her türden argümandan
yararlanmaktadır. Yabancı sivil toplum örgütleri, Türk halkının
demokratik haklarını kullanabilmek amacıyla kurdukları, sözde sivil
toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, medya ve benzer faaliyetlerini
de finanse ederek, kendilerine yerli işbirlikçiler oluşturmaktadırlar.
Siyasi otorite grupları, salt oy kaygısı ile -tarihsel süreç içinde-
“tarikat liderleri” ile işbirliğine yönelmişlerdir. Cumhuriyet
yasalarıyla men edilmiş olmasına karşın; dergâhların faaliyetlerine göz
yummuşlardır. Çıkara dayalı bu sorumsuz tutum sonucunda ise; rejim
karşıtı fundamentalist görüş iktidar olabilmiştir. Bu iktidara son
veren koşulların oluşturulabilmesi için, büyük ve olağanüstü bir karşı
çaba gereği doğmuş ve sonucunda dış ülke otoriteleri ile yerli
işbirlikçilerinin tarih önünde “sivil darbe tezgâhı”, “Türk Silahlı
Kuvvetleri dayatması” olarak tanımlama cüretini gösterebildikleri 28
Şubat süreci yaşanmıştır.
Siyasi otorite gruplarının çıkarları adına MAFYA grupları oluşturduğu
ve bu yolla pek çok devlet ihalesi, bankalar, stratejik öneme sahip
enerji üretim tesislerinin yanı sıra; çeşitli üretim birimlerini adeta
“ele geçirme” operasyonları sonrasında yandaş kartellerin eline
geçtiği, uyuşturucu, silah ve kumarın, her dönemde ve her grup
tarafından finans kaynağı olarak kullanıldığı…
Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren ve biçimlendiren medya organları, ülke
çıkarlarını hiçe sayarak, salt kendi çıkarlarına uygun hareket eden
mekanizmalar haline getirilmiştir. Direnenlerin ise; önüne çeşitli
setler çekilerek ayakta kalıp varlıklarını sürdürmeleri olanaksız
kılınmıştır. Türkiye’de 1995 yılından 1999 yılına değin oldukça kısa
bir süreçte, küçük ama bağımsız tek bir yayınevi kalmamıştır. Çünkü
medya kartelleri ile banka sektörü kitap yayıncılığına -üstelik kâr
oranı çok düşük olmasına karşın- yönelmiş, her türlü düşünce üretimine
bu yolla çok kolayca, zahmetsizce ve topluma hissettirilmeksizin sözde
kültür hizmeti gerçekleştirilerek son verilmiştir.
1950—1960 doğumluların ardından gelen kuşaklar arasında varlığından söz
edilebilecek tek bir yazar yetişmemiş olması, faaliyetlerin ne denli
sindirici, yok edici ve zararlı olduğunun en belirgin kanıtı.
Türk sivil toplum örgütlerinin finans kaynaklarının, yabancı ortaklı
karteller ve dış ülkelerin vakıf veya sivil toplum kuruluşları,
derneklerden başlayarak vakıf ve sivil hareket örgütleniş biçimlerinin
her aşamasında ülke dışı kaynaklarca finanse edildiği.
Programlanan kamu örgütlenişinin, ulusal çıkarlara uygun olmasının
beklenemez. “Lobi”nin göstereceği faaliyetler ile yukarıda işaret
edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabileceği
ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirebileceği, kontra senaryolar
üretilip, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyulacağı, kamuoyunun
Kemalist ideolojiye ve ulusal çıkarlara uygun sivil hareketi
sahiplenerek katılım sağlanabilecektir.
Lobi, geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalarında özellikle gençlerin
Kemalist ideoloji ve ülke çıkarları doğrultusunda yeniden
örgütlenmelerini sağlamayı tasarlamaktadır. Dış ülke istihbarat
örgütlerinin uzantıları olan kuruluşların, finans ve kontrolünde
etkinlikler sergileyen, mevcut sivil toplum örgütlerinin ulusal
çıkarlara aykırı faaliyetlerini sağlıklı biçimde belirleyerek bu
faaliyetlerin kamuoyunu etkilemesinin önüne geçilmesini sağlamak için;
gerekli önlemleri alıp kontra teori ve senaryolar üreterek uygulama
alanları yaratılması ve yaşama geçirilmesini sağlayacaktır. Bir
merkezde toplanacak olan bilgiler ışığında analiz ve değerlendirme
yapacak, teori ve senaryolar üreterek, iletişim ve propaganda yoluyla
ulusal çıkarlara aykırılıklar karşısında sivil direnç odakları
oluşturacaktır.
Lobi yapılanması ve tüm faaliyetleri mevcut hukuk platformu ile
çerçevelenecektir. Örgütlenme, yapılanma ve faaliyetlerinde legal
sınırlar içinde kalarak böylece temiz toplumun özlemi içindeki
kamuoyunun, özlemini duyduğu, kendi yapısına uygun sivil toplum
örgütlerine kavuşmuş olunacaktır.
Lobi’nin her girişimi, kendi içinde oluşacak hukuk birimi tarafından yasal koşullara uyumlu hale getirilecektir.
Lobi’nin Kemalist ideolojiye bağlılığı ve bağımsızlığı, kendi içinde
uygulamaya koyacağı ticari faaliyetler ile sağlanacak. Lobi, çeşitli
alanlarda kuracağı ticari şirketlerin faaliyetleriyle giderlerini
karşılayacak, projelerini uygulama olanağına kavuşacak ve mevcut rejim
karşıtı yapılanmaların oluşturduğu ekonomik güçlerin faaliyet
gösterdikleri alanlarda rekabete yönelerek, ülke ekonomisinin rejim
karşıtı güçlerin denetim ve kontrolüne geçirilmesi çabalarına engel
olacaktır.
Lobi, tasarım, girişim ve uygulamalarında toplumun temiz toplum özlemi
arayışına örnek sivil toplum örgütlenmelerinin oluşturulmasında
önderlik edecek. Girişimlerinin mevcut anayasal düzenin kurallarına
uygunluğu ilkesi ön planda tutulacak. Sivil toplum örgütlerinin ulusal
çıkarlara uygun tepkisel eylemlerde bulunması sağlayacak ve kitlesel
tepkiler organize edilerek kontrolde tutulması sağlanacaktır. İşlev ve
misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalarının, sivil toplum
örgütlerinden etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikaların tepkisel ve
kitlesel eylemlerinin endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacaktır.
Lobi, prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler
içinde yer almamaya titizlikle riayet edecek, oluşturacağı sivil toplum
kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol
eden güçlü bir mekanizma olarak kalmaya çalışacaktır.
Aynı şekilde ticari ve kültürel faaliyetlerde de doğrudan doğruya
girişim ve etkinlikler içinde yer almayıp, tüm faaliyet alanlarında
organizasyon çatısı altında oluşturduğu kuruluş ve örgütleri amaçları
doğrultusunda harekete geçiren bir mekanizma olarak kalmaya özen
gösterecektir.
Bu nedenle amaçlanan girişimlerin uygulanabilmesi ve sonuca
ulaşılabilmesi için, ekonomik faaliyetler ön planda tutulmalıdır.
Lobinin amaçlarından saptırılmaması için, ekonomik olarak güçlü
olabilmesi esastır. Faaliyete geçirilmesi planlanan Lobi, öncelikle
ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmalı, ardından
kuracağı vakıf ile de ekonomik gücünü artırma çalışmalarına
yönelmelidir. Bilginin para kaynağına dönüşebilirliği gözden
kaçırılmamalı, mevcut istihbarat birikimlerinden ekonomik güç elde
edebilmek için yararlanılmalıdır.
Mevcut pek çok sivil toplum örgütü ile çeşitli alanlarda faaliyet
gösteren pek çok vakıf bulunmakta. Bunların finans kaynakları ve
amaçlarını saptayıp kontra faaliyetler ile önlerinde güçlü dirençler
oluşturmak gerekiyor. Mevcut sendikaların yönetim kadrolarının
ilişkiler ağı yeniden gözden geçirilerek, siyasi ve ekonomik güç
odaklarıyla ilintileri ele alınacak, tabanları bu ilişkiler hakkında
bilgilendirilerek, işçi kitleleri üzerindeki etkinlikleri kırılıp
güçleri zayıflatılacaktır.
Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal
çıkarları hiçe sayabilen, çok uluslu şirketler ile ortakları olan güçlü
holdinglerin faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Bu türden
holdinglerin faaliyet ve planlamaları hakkında istihbarat sağlanmalı,
engelleyici kontra önlemler üretilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.
Gereğinde bu holdinglerin ihtiyaçlarına cevap verecek ticari şirketler
kurularak, müşterek ilişkiler geliştirilmeli ve işbirliği içinde
olunmalıdır. İnsan kaynaklarına dayalı ticari bir danışmanlık ve hizmet
şirketi kurularak, güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma
sağlanabilmelidir. Yine aynı amaçla bir güvenlik şirketi kurularak,
işadamlarının güvenliği sağlanabilmeli ve böylece her alanda kadrolaşma
gerçekleştirilebilmelidir. Mafya grupları tümüyle yeniden gözden
geçirilmeli, deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü bir
grup oluşturularak, denetim ve kontrol altına alınmaları sağlanmalıdır.
Lobi, çalışmalarında medya kuruluşları ile doğrudan temasta bulunmamaya
azami özen göstermelidir. Daha çok organizasyonun şemsiyesi altında yer
alacak sivil toplum örgütleri ile vakıfların faaliyetleri doğrultusunda
bağlantı kurdurulması sağlanmalıdır.
Lobi’nin prensip olarak hiçbir girişim ve eylemin içinde yer almaması
ve tümüyle yasal düzenleme içinde hareket etmesi, toplumsal prensiplere
saygılı olması, örnek bir sivil toplum kuruluşu olarak, siyasetten
tümüyle uzak bir yapı olarak faaliyet göstermesi gereklidir.
Geleceğin dünyasında “sanal ortam” büyük önem ifade edecek olmakla
birlikte, katı gerçekler belirleyici ve sonuçlandırıcı unsurlar olmaya
devam edecektir. Ergenekon’un Lobi adını verdiğimiz örgütsel
organizasyonun faaliyetlerine önümüzdeki zaman dilimi içinde çok daha
fazla gereksinimi olacağı görüşünde haddimizin sınırlarını zorlayan
ısrarcılıktaki ifade ve işaretlerimizin amacı, konunun öneminden
kaynaklanmaktadır.
Emir ve tensiplerinize…
ORGANİZASYON PLANI
9 departmandan oluşan Lobi’nin organizasyon planı, aşağıdaki birimlerden oluşmaktadır:
Departmanlar, Ergenekon tarafından örgütün merkez üyeliğine atanmış
güvenilir yöneticiye doğrudan bağlı olarak yönetilecek. Beş sivil
yönetici personelin Ergenekon ile teması ise; atanmış ve güvenilir iki
sivil personel ile sağlanacaktır. Departman başkanları merkezdeki beş
yönetici tarafından seçilecek ve yönlendirilecektir.
1. MERKEZ
Lobi’nin merkezden görev alması için, Ergenekon tarafından atanmış
güvenilir beş sivil yönetici bulunacaktır. Yönetici personelin görevi
elde edilen veriler ışığında organizasyonu gizlilik prensiplerine sadık
kalarak sağlıklı biçimde yönetmek olduğu kadar, her alanda gelişim ve
tekniğini de artırmaktadır. Bunun yanısıra, birimlerin oluşturulması ve
birimlerin sağlıklı, düzenli ve etkin biçimde işleyişini sağlamaktır.
2. ARAŞTIRMA VE BİLGİ TOPLAMA
Araştırma ve Bilgi Toplama Departmanı, merkez üyelerince seçilmiş bir
başkan ve on kişilik bir yardımcı kadrodan oluşmaktadır. Lobi’nin
amaçları doğrultusunda istihbarat verileri toplamak, arşivlemek ve
merkeze sunmaktır.
3. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME
Analiz ve Değerlendirme Departmanı, bir başkan ve beş kişilik yardımcı
bir kadrodan oluşmaktadır. Elde edilen istihbarat verilerinin analiz
raporlarının hazırlanması çalışmalarını yürütmekle sorumludur.
4. FİNANS VE TİCARET
Finans ve Ticaret Departmanı, bir başkan ve altı kişilik yardımcı
personelden oluşmaktadır. Ticari koşulları yakından izlemek, ticari
faaliyet ve yardım alanlarının belirlenmesi çalışmalarının
yürütülmesinden sorumludur. Ayrıca, ülkenin içinde bulunduğu ticari ve
ekonomik koşulların belirlenmesi çalışmalarını yürütür. Bu birimin
başkanı örgütün ticari şirketlerinin kuruluş, organizasyon ve
denetimini kontrol eder.
5. KÜLTÜR VE BİLİM
Kültür ve Bilim Departmanı, bir başkan ve altı yardımcı personelden
oluşmaktadır. Bilimsel ve kültürel gelişmeleri yakından izlemek ve
yararlanılabilecek alanların tespiti çalışmalarını gerçekleştirir.
Kültürel ve bilimsel faaliyetlerde bulunarak kamuoyunu ulusal çıkarlar
doğrultusunda aydınlatıp yönlendirme çalışmalarını yürütür. Ülke
çıkarlarına aykırı kültürel faaliyetleri tespit eder ve karşı argüman
üreterek kamuoyunu ve sivil toplum kuruluşlarını karşı bilinçlendirme
ile gereğinde karşı eylemlere yöneltir.
6. TEORİ VE SENARYO
Teori ve Senaryo Departmanı, bir başkan ve beş senaristten
oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, ihtiyaç duyulması halinde elde
edilen analiz raporlarından yararlanarak kontra teori ve senaryolar
üretmektir. Ulusal çıkarlara aykırı teori ve senaryoların
çürütülmesinde belirleyici rol oynar. Uygulamaya konulması düşünülen
senaryoların sağlıklı sonuçlara ulaşmasını sağlamak amacı ile,
karşılaşılacak kontra senaryoları belirleyerek önlem alınmasını sağlar.
Kültürel, bilimsel senaryo kurguları ile kamuoyunun ajite edilmesinin
önüne geçecek argümanlar üretir. Medya kuruluşlarını yönlendirme
çalışmalarına katkıda bulunur.
7. İLETİŞİM VE PROPAGANDA
İletişim ve Propaganda Departmanı bir başkan ve beş yardımcıdan
oluşmaktadır. Bu departmanın görevi amaçlara uygun olarak medya
kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında
tutmaktır. Ayrıca, faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması
ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürütür. Bunların
yanısıra organizasyonun ilişki kurmayı tasarladığı kişi, kurum ve
kuruluşlar üzerinde etkileme çalışmaları gerçekleştirerek, sağlıklı
ilişkiler kurulabilmesinin alt yapısını hazırlar.
8. HUKUK
Hukuk Departmanı, bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır.
Organizasyonun girişim ve faaaliyetlerinin mevcut yasaların hukuksal
temeline dayandırılabilmesi çalışmalarını yürütür. Bu departmanda yer
alacak personel hukukçulardan oluşur. Organizasyonun hukuk işlerini
üstlenecek olan bu departman, hukuksal kurallardan azami ölçüde
yararlanılması çalışmalarını yürütür
9. ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Uluslararası İlişkiler Departmanı, bir başkan ve altı yardımcısından
oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, organizasyonun uluslararası
alanlardaki faaliyetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini sağlamaktır.
Türkiye’de faaliyet göstermekte olan uluslararası kuruluşların
çalışmalarını analiz etmek, bu kuruluşlar ile yakın ilişki kurulmasını
sağlamak ve dış güç odakları olan bu kuruluşların amaçlarının
belirlenmesini sağlamaktır.
KADRO
Organizasyonunda yalnızca sivillerin yer alacağı bu örgütlenme, köprü
eleman ile Ergenekon’a bağlı olarak faaliyet gösterir. Organizasyonun
merkezinde görev alacak beş sivil personel ile köprü personel görevini
üstlenecek iki sivil, Ergenekon tarafından belirlenerek atanır. Birim
başkanları ile örgütün kuracağı vakıf ve ticari şirketlerin
yöneticileri ve sahipleri ise; merkezde yer alan yönetim personeli
tarafından seçilir. Böylelikle gizlilik esasının korunması
sağlanmalıdır.
ELEMAN PROFİLİ
Lobi örgütlenmesi içinde yer alacak elemanların çağa ayak uydurabilecek
donanım, bilgi ve deneyime sahip olması esası aranacağı gibi, gereğinde
her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmaz. Özellikle
sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler
seçilir. Çünkü bu tür kişiler sistemin boşluklarını, mekanizmanın
işleyişini, oyunun kurallarını ve zaaflarını çok daha iyi
bilmektedirler.
BİRİM BAŞKANLARI
Örgütlenme içinde departmanların işlev ve amaçlarına uygun yapıya
sahip, konusunda deneyim sahibi kişiler tercih edilir. Birim başkanları
Lobi faaliyetlerini tümü ile serbest girişimcilik sınırları içinde
kaldığı konusunda kuşkuya kapılmayacak şekilde yönlendirilir. Ortak
amaçlar, fikir birliği ve inançlar doğrultusunda çalıştırılır.
İşbirliğinde organizasyonun kuruluş ve faaliyet amacı olarak esas; kâr
ve topluma yarar sağlanması vardır
KÖPRÜSEL PERSONEL
Ergenekon tarafından atanan iki sivil, mutlaka başka kuruluşlarda
görevli olanlar arasından seçilir. Böylece gizliliğin sağlanması
kurunmuş olacaktır. Bu kişilerin yeterli bilgi ve deneyim sahibi
olmalarından sonra, organizasyonun merkez yönetiminde yer almaları
sağlanır ve organizasyonun merkez başkanı bu kişiler arasından seçilir.
FİNANS
Lobi’nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon
tarafından karşılanır. Ancak, ilke olarak organizasyon ilk ticari
şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son
verilir ve örgütün kendisine finans kaynakları oluşturulması sağlanır.
TİCARİ ŞİRKET FAALİYETLERİ
Organizasyon, kısa süre içinde belirleyeceği alanlarda ardışık olarak
ticari şirketler kurup yönetmeyi ve giderek artan finanse kaynaklarına
sahip olabilmeyi amaçlıyor. Bu gelişmenin süratle sağlanabilmesi için,
ticaret hukuku içinde yararlanılabilecek pek çok argüman mevcuttur.
Başlangıçta kurdurulacak şirketlerin sürekliliği değil, finanse
sağlanması dikkate alınarak hareket edilir. Kalıcı ve alanında etkin
güç olarak geliştirilecek şirket kuruluşları organizasyonlarına yeterli
finanse kaynağına ulaştırılmasının ardından yatırım gerçekleştirilir.
Bu yatırımlar sonucunda giderek organizasyona ait holdingler
oluşturularak, uluslararası ticari faaliyet girişimlerine geçilir.
Lobi’ye göre Finans dünyasında yer alarak, ekonominin kontrol
edilebilir düzeye erişmesi ise; holdinglerin faaliyetleri sonucu hedefe
ulaşılmasını sağlayacaktır.
VAKIF FAALİYETLERİ
Organizasyonun mutlaka birkaç vakıf oluşturması gereği vardır.
Böylelikle gücü ve etkinliği artırabileceği gibi organizasyon şemsiyesi
altında kurumlar oluşturur. Oluşturulan bu kurumlar aracılığı ile
uluslararası ilişkiler kurulur ve her alanda çeşitli yararlar elde
edilme amaçlanır. Organizasyon amaçlarını en sağlıklı şekilde
perdeleyecek olan kurumlar vakıflar olabilir.
Lobi, fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulan çeşitli
vakıfların yurt içi ve yurt dışında halktan para toplayarak
güçlenmesinin önüne geçilebilmesi için de aynı kulvarda kurulacak
naylon bir vakıfla önlenebilmesi mümkün görmektedir.”
EDİTÖRÜN NOTU: Bu bir google’dan araştırma haberidir. İddianame
görülmeden yapılmıştır. Kendilerine haber sızmadığını iddia edenlere
duyurulur. Yani isterseniz her şeyi internet arşivlerinde
bulabilirsiniz…
SAMANYOLUHABER.COM
